Ahmet 的个人资料(¯`·.(¯`·.(¯`·.DownBeloW...照片日志列表更多 工具 帮助

日志


10月13日

Sözde adamlara

BE HEYY DÜRZÜ

NE ararsın ALLAH ile aramda??
Sen kimsin ki orucumu sorarsın?
Hakikatten gözün yoksa haramda,
Başı açığa nie türban sorarsınn?

Rakı şarap içiyorsam sanane
Yoksa kimseye bii zararımm içerimm!
İkimizde gelsek kıldan köprüye,
Ben dürüstsem sarhoşkende geçerimm!!

Esir iken mümkünmüdürr ibadett?
Yatıp kalkıp ATATÜRK'E dua et
Senin gibi dürzülerin yüzünden
Dinindenn soğuyacak bu millet...

İşgaldeki hali sakın unutma!
Atatürk'e dil uzatma sebepsiz,
Sen anandan gene çıkardın ama;
Baban kimdi bilemezdinn şerefsizzz........




NEYZEN TEVFİK
4月14日

Ne mutlu Türk'üm diyene !

Vatandas 'Türk Osman' Osman Bey, sabah saat 7.00'de Casio masa saatinin
alarmiyla gözlerini açti.
Puffy yorganini kaldirdi.
Hugo Boss pijamalarini
çikarip
Adidas terliklerini giydi.
WC'ye ugradiktan sonra banyoya geçti.
Clear
sampuan ve
Protex sabunuyla dusunu aldi.
Colgate ile dislerini firçaladi .
Rowenta ile saçlarini kuruttu.
Bill's gömlegini ve Pierre Cardin takimini giydi.
Lipton çayini içti.
Sony televizyonda medya özetlerini ve flash haberleri
izledi.
Citizen kol saatine bakti. Aile fertlerine 'çav' deyip Hyundai
otomobiline bindi.
Blaupunkt radyosunu açarak, rock müzigi buldu. Agzina bir
Polo seker atti Sehrin göbegindeki Mega Center'daki ofisine varinca, Casper
bilgisayarini çalistirdi.
Microsoft Excel'e girdi. Ofisboy' dan Nescafe 'sini
istedi.
Saat 10.00'a dogru açligini yatistirmak için Grisini yedi.
Öglen Wimpy's
Fast Food kafeteryaya gitti.
Ayaküstü, Coca Cola ve hamburgeri mideye
indirdi.
Camel sigarasini yakip Star gazetesini karistirdi.
Aksam-üzeri is çikisi
Image Bar'a ugrayip JB 'sini yudumladi, sonra kösedeki Shopping Center'a ugradi.
Esinin siparis ettigi Persil Supra deterjan, Ace çamasir suyu, Palmolive
sampuan,
Gala tuvalet kagidi ,
Sprite gazoz ve Johnson kolonyayi alarak kasaya yanasti.
Bonus kartiyla faturayi ödedi.
Hafta sonu esi Münevver'le Galleria'ya
giden Osman Bey,
Showroom'lar dolasip Kinetix ayakkabi,
Lee Cooper blue jean satin aldi.
Aksam evde bir gazetenin verdigi TV Guide' a göz atan Osman
Bey,kanallar arasinda zapping yaparak,
First Class, Top Secret,Paparazzi gibi
programlar izledi.
Ayni anda Outdoor dergisini karistirdi. Saat 22.00'ye dogru
Show'da Türk dili üzerine panel basladi.
Uykusu gelen Osman Bey, televizyonu
kapatip yatak odasina geçerken, kendini mutlu hissetti.
' Ne mutlu Türk'üm diyene!'
diye gerindi ve uyudu.
Hala da uyuyor..

 
iyi uykular sevgili milletim

Medeni İngilterenin geçmişi..!

Bir dahaki sefer ellerinizi yıkarken suyun sıcaklığı tam istediğiniz gibi değilse eskiden ingiltere'de bu işlerin nasıl yapıldığını düşünün.

1500´lerde ingilterede işler şöyle yapılıyordu:

İnsanların çoğu haziranda evleniyordu çünkü senelik banyolarını mayıs ayında yapıyorlar, haziranda hala çok kötü kokmuyorlardı. ama yine de kokmaya başladıkları için gelinler vücutlarından çıkan kokuyu bastırmak amacıyla ellerinde bir buket çiçek taşıyordu.

Banyolar içi sıcak suyla doldurulmuş büyük bir fıçıdan meydana geliyordu. evin erkeği temiz suyla yıkanma imtiyazına sahipti. ondan sonra oğulları ve diğer erkekler, daha sonra kadınlar, sonra çocuklar ve en son olarak da bebekler aynı suda yıkanıyordu. bu esnada su o kadar kirli hale geliyordu ki içinde gerçekten bir şeyleri kaybetmek mümkündü. ıngilizcedeki banyo suyuyla birlikte bebeği de atmayın? (don´t throw the baby out with the bath water) deyimi buradan gelmektedir.

Evlerin çatıları üst üste yığılmış kamıştan yapılıyor, kamışların altında tahta bulunmuyordu. burası hayvanların ısınabilecekleri tek yer olduğu için bütün kediler, köpekler ve diğer küçük hayvanlar (fareler, böcekler) çatıda yaşıyordu. yağmur yağdığı zaman çatı kayganlaşıyor ve bazen hayvanlar kayarak çatıdan aşağı düşüyordu. ingilizcedeki kedi-köpek yağıyor (ıt´s raining cats and dogs) deyimi buradan gelmektedir.

Yukarıdan evin içine düşen şeyleri engelleyecek hiçbir şey yoktu. böceklerin ve buna benzer nesnelerin yatakların içine düşmesi büyük bir sıkıntı oluşturuyordu. etrafında yüksek direkler ve üstünde örtü bulunan ingiliz usulü yataklar buradan gelmektedir.

Zemin topraktı. sadece zenginlerin zemini topraktan başka bir şeyden yapılmıştı. toprak kadar fakir (dirt poor) tabiri buradan çıkmıştır. zenginlerin ahşaptan yapılmış zeminleri vardı. bunlar kışın ıslandığı zaman kayganlaşıyordu. bunu önlemek için yere saman (thresh) seriyorlardı. kış boyunca saman sermeye devam ediliyordu. bir zaman geliyordu ki kapı açılınca saman dışarıya taşıyordu. buna mani olmak üzere kapının altına bir tahta parçası konuyordu ki bunun adı 'thresh hold' (saman tutan; türkçesi 'eşik') idi.

Yemek pişirme işlemi her zaman ateşin üzerine asılı durumdaki büyük bir kazanın içinde yapılıyordu. her gün ateş yakılıyor ve kazana bir şeyler ilave ediliyordu. çoğu zaman sebze yeniyor, et pek bulunmuyordu. akşam yahni yenirse artıklar kazanda bırakılıyor, gece boyunca soğuyan yemek ertesi gün tekrar ısıtılarak yenmeye devam ediliyordu. bazen bu yahni çok uzun süre kazanda kalıyordu. bezelye lapası sıcak, bezelye lapası soğuk, kazandaki bezelye lapası dokuz günlük (peas porridge hot, peas porridge cold, peas porridge in the pot nine days old) tekerlemesinin menşei budur. bazen domuz eti buluyorlar o zaman çok seviniyorlardı. eve ziyaretçi gelirse domuz etlerini asarak onlara gösteriş yapıyorlardı. birisinin eve domuz eti getirmesi zenginlik işaretiydi. bu etten küçük bir parça keserek misafirleriyle oturup paylaşıyorlardı. buna yağ çiğnemek
(chew the fat) adı veriliyordu.

Parası olanlar kalay-kurşun alaşımından yapılmış tabaklar alabiliyordu. asidi yüksek olan yiyecekler kurşunu çözerek yemeğe karışmasına sebep oluyor, böylece gıda zehirlenmelerine ve ölüme yol açıyordu. domatesler buna sık sık sebep olduğu için bunda sonraki yaklaşık 400 yıl boyunca domateslerin zehirli olduğu düşünülmüştü. çoğu insanın kalay-kurşun alaşımından yapılmış tabakları yoktu. onun yerine tahta tabaklar kullanıyorlardı. çoğu zaman bu tabaklar bayat ekmekten yapılıyordu. ekmekler o kadar bayat ve sertti ki uzun zaman kullanılabiliyordu. bunlar hiçbir zaman yıkanmadığı için içinde kurtlar ve küfler oluşuyordu. kurtlu ve küflü tabaklardan yemek yiyen insanların ağızlarında 'tabak ağzı' (trench mouth) denen hastalık ortaya çıkıyordu.

Ekmek itibara göre bölüşülüyordu. işçiler yanık olan alt kabuğu, aile orta kısmı, misafirler de üst kabuğu alırdı. bira ve viski içmek için kurşun kadehler kullanılıyordu. bu bileşim insanları bazen birkaç gün şuursuz vaziyette tutabiliyordu. yoldan geçen insanlar bunların öldüğünü sanıp defnetmek için hazırlık yapıyordu. bunlar birkaç gün süreyle mutfak masasının üstüne yatırılıyor¸ aile etrafına toplanıp yiyip-içerek uyanıp uyanmayacağına bakıyordu. buna 'uyanma' nöbeti deniyordu.

Ingiltere eski ve küçük bir yerdi, insanlar ölülerini gömecek yer bulamamaya başlamıştı. bunun için mezarları kazıp tabutları çıkarıyor, kemikleri bir 'kemik evi'ne götürüyor ve mezarı yeniden kullanıyorlardı. tabutlar açıldığında her 25 tabutun birinde iç tarafta kazıntı izleri olduğu görüldü. böylece insanların diri diri gömüldüğü ortaya çıktı. buna çözüm olarak cesetlerin bileklerine bir ip bağlayıp bu ipi tabuttan dışarıya taşıyarak bir çana bağladılar. bir kişi bütün gece boyu mezarlıkta oturup zili dinlerdi. buna mezarlık nöbeti 'graveyard shift' denirdi.

Bazıları zil sayesinde kurtulur ('saved by the bell') bazıları da 'ölü zilci' (dead ringer) olurdu.
4月6日

Hocalı Soykırımı

object width="425" height="355"> 
4月5日

CUMHURİYET ÇOCUKLARI' NA

 

Babası öldü.
Yetim büyüdü.
 Üvey evlat oldu.
 Tutuklandı.
 Hapse atıldı.
 Sürüldü.
 İşsiz kaldı.
 (Şöyle yazıyordu o sıkıntılı günlerde kaleme aldığı günlüğüne: Harcamalarım
 fazla değil, zira gelirim hep az.)
 Hastalandı..,
 Böbreklerinden.
 Vuruldu.., 
 Göğsünden.
 Mesleğinden atıldı.
 İdama çarptırıldı.
 Kardeşleri öldü.
 Çocuğu olmadı.
 Boşandı.
 Karaciğeri iflas etti.

 Evet, bu insan

 

 Mustafa Kemal ATATÜRK 

 

 

Evladı olmayan bir yetimin, duygularını anlatın... Anlatın ki, o yetimin,
 evlatlarımıza bıraktığı hediyenin kıymetini anlasın evlatlarımız.

 Cumhuriyet, çocuklara anlatıldığı gibi, folklorik bir müsamere coşkusundan
 ibaret değil çünkü...

 

Anlatın ki, kökeninde barınan derin hüznü kavrasınlar.

 İşte liste yukarıda.
 Kısacık ömründe bir insanın başına ne felaket gelebilirse, gelmiş...

 

Bunu  anlatın.
 Direnen, Teslim olmayan ruhu anlatın.

 Korkmasınlar engellerden.
 Korkmasınlar yalnız kalmaktan.
 Korkmasınlar işsizlikten.
 Korkmasınlar parasızlıktan.
 Korkmasınlar alçaklardan.
 Korkmasınlar doğrulardan.

Yürek dediğin...
 Sadece organ değil arkadaş.
 Bunu anlayın!!!

 
 AB Uyum yasalari geregince devlet dairelerinden Atatürk resimlerinin
 kaldirilmasini protesto ediyoruz
!

 

 

Ulusal bilincimizi yavas yavas yok etmelerine izin vermek istemiyorsaniz; iletebileceginiz kadar iletiniz! 

 

Sevgi ve selamlar


3月3日

UYAN TÜRKİYE VERECEK NEYİN KALDI?

İbretlik bir özdeyiş    -  AFRİKADAN . . .

Batılılar geldiklerinde ellerinde İncil, bizim elimizde topraklarımız vardı.  

Bize,  gözlerimizi kapayarak dua etmesini öğrettiler.  

Gözümüzü açtığımızda ise;    

Bizim elimizde İncil, onların elinde topraklarımız vardı.  

Kenya  Kurucu Devlet Başkanı  

 
Günümüz  TÜRKİYE'sine uyarlanışı  .  . .

AKP geldiğinde elimizde özgürlük,laiklik, cumhuriyet vardı
Bize,kömür verdiler,aşevinde yemek yedirdiler.

Gözümüzü kapayarak tekrar oy atmamızı istediler.
Gözümüzü açtığımızda ise,bizim başımızda  türban, yüzümüzde sakal,

onların elinde ise para ve iktidar vardı.. 

 

Oy verdin bir hata yaptın!!!! bari olup bitene göz yumma........


10月18日

BU UNUTULURMU ???!!!!!

Image Hosted by ImageShack.us

BU UNUTULUR MU ? (Ama malesef unuttuk...)

Birinci Dünya Savaşı'nda Ingilizlere, 150 bin askerimiz esir düştü. Bu askerlerden bir kismi da Mısır'ın Iskenderiye şehri yakınlarında bulunan
Seydibeşir Usare Kampı'na hapsedildi.

Kampın tam adı, 'Seydibesir Kuveysna Osmanli Useray-i Harbiye Kampı' idi. Bu kampta, 1918'de Filistin cephesinde esir düşen 16. Tumen'in 48. Alayı'na baglı Osmanlı askerleri tutuluyordu.

12Haziran 1920'ye kadar
iki yıl boyunca her türlü işkence, eziyet, agır hakaret ve aşagılamaya maruz kaldılar.

Bu insanlık dışı muamelenin nedeni ise
Ermeniler idi...

Kamptaki, Türkçe bilen
Ermeni tercümanların yalan, yanlış çevirileri ve kışkırtmaları nedeniyle, kamplarin Ingiliz komutanları, azılı Türk düşmanı kesilmişlerdi. Savas bitmişti. Ancak, kamptaki ağır koşullar nedeniyle ölenler dışındaki askerleri teslim etmek, Ingilizler'in işine gelmiyordu. Cünkü, olasi yeni bir savasta, bu askerlerin yeniden karşılarına cıkabilecekleri, Ermeniler tarafından, Ingilizlerin beyinlerine işlenmişti.

Çözüm toplu katliamdı... Askerlerimiz, mikrop kırma bahanesiyle, süngü zoruyla dezenfekte havuzlarına sokuldu. Ancak suya normalin cok uzerinde
krizol maddesi katılmıştı. Mehmetçik, daha ayağını soktuğunda, aşırı krizol maddesi nedeniyle haşlanıyorlardı. Ancak Ingiliz askerleri dipçik darbeleri ile askerlerimizin havuzdan çıkmalarina izin vermiyorlardi. Mehmetçikler, bele kadar gelen suya başlarını sokmak istemedi. Ancak bu kez Ingilizler havaya ateş etmeye başladı. Askerlerimiz, ölmemek için çömelerek başlarını suya soktular. Ancak başını sudan kaldıran artık göremiyordu. Cünkü gözler yanmıştı...

Dışarı çıkanların halini gören sıradaki askerlerimizin direnişleri de fayda etmedi ve 15 bin askerimiz
kör oldu. Bu vahset, 25 Mayis 1921 tarihinde TBMM'de görüşüldü. Milletvekilleri Faik ve Şeref beyler bir önerge vererek, Mısır'da esirlerin krizol banyosuna sokularak 15 bin vatan evladının gözlerinin kör edildiğini, bunun faili olan Ingiliz tabip, garnizon komutanı ve askerlerinin cezalandırılması icin TBMM'nin teşebbüse geçmesini istediler.

Tabiiki yeni kurulan devletin bin türlü sorunu vardı. Bu hesap sorma işide unutuldu gitti.

Ama onlar unutmuyorlar...

Kendi ihanetlerini bile soykırım ambalajına sarıp, dünya kamuoyuna sunuyorlar. En üzücü olanı da malum birilerinin, bu karalama kampanyalarına çanak tutması...


ŞEHİTLERİMİZE SAYGINIZ VARSA lütfen tüm arkadaşlarınızla paylaşın, eğer varsa kendi alanınızda yayımlayın.

ERMENİLER SOYKIRIM YAPILDI DIYE DÜNYAYI AYAĞA KALDIRIYOR BİZİM TARİHİMİZDEN HABERİMİZ YOK.


Shot at 2007-10-17
10月14日

EY KOCA DÜNYA BENDE ÖLDÜM

Hrant DİNK’ in ölümünden sonra yaşananların ardından, VATAN’ı için
DİYARBAKIR Lice’de şehit olan J.Komd.Astsb.Kd.Çv?. Kadir AYDIN’a ithafen
yazılmıştır. Ruhun şad olsun.

EY KOCA DÜNYA BENDE ÖLDÜM

Ey koca dünya bende öldüm,
Belli ki hiç birinizin haberi yok,
Hem de DİNK'ten sadece bir gün önce,
Ama sen ne duydun, ne gördün, ne de umursadın…

Ölümümden hemen sonra kameralar gelmedi oraya,
Halk’ta toplanmadı ellerinde karanfil ve mumlarla,
Hiçbir devlet büyüğü ve Amerika’da kınamadı ölümümü,
Ve yazmadılar adımı mezar taşımdan başka, hiçbir yere…

Hâlbuki benim adım öz ve öz Türkçe idi,’’ Kadir AYDIN,,
Okunması, söylenmesi ve yazılması onunkinden daha kolaydı,
Ama anmadı beni babamdan gayrı kimse, onu andıkları gibi,
Ve yazılmadı başka hiçbir yere adım, anamın yüreğinden başka…

Ben gencecik fidandım, daha hiç tomurcuk vermemiş,
Ve soldurdular beni Lice’de, hayatımın baharında,
Beni de vurdular, ben de öldüm, bilmem duydunuz mu? Ama
Bulamadılar beni vuranları 32 saatte, belki de hiç aramadılar…

Ben kendi vatanımda, vatanımı vatansızlardan korumak için öldüm,
Ben Türk’tüm, adım Türkçe, ama öğrenemedi adımı hiç kimse,
Bir kez bile manşet de olmadım ya o gül yüzümle gazetelere,
İşte EY KOCA DÜNYA BEN ASIL O GÜN ÖLDÜM…
9月20日

BİZ

Biz düşünmeyiz , düşündürürüzzz
Biz yapmak için uğraşmayız , yaparız
Biz emir alan değil VERENLERİz
Biz sevmeyizzz , YAŞARIZ-HİSSEDERİZ
Biz kin tutmayız , affederis
Biz her zaman vardık gene olucaz
Biz'i ÖLÜMDEN başka kimse ayıramaz
Biz birbirimizin hayalini bile biliriz
Biz yaşamımızı YÖNETENLERİZ
Biz doğru-yanlış arasındakileriz
Biz bizi SEVENLERİN yanındayız
Biz SAYGI gören ve Gösterenleriz
Biz Haddini bildirenleriz
Biz ufukları delen hayalleri aşanlarız
Biz SEVGİYİ TADANLARIZ
Biz UNUTULMAYANLARIZZZZ
Biz ÖLENEDEK YANYANA OLANLARIZ
Biz ÖPÜLMEKTEN HOŞLANANLARIZ
Biz SADAKETLİ-SONSUZ SEVGİLİLERİZ
Biz DOSTLARIN YANINDA OLAN DOSTLARIZ
Biz HOr görmeyen ANLAYIŞLI İNSANLARIZ
Biz BİZİ TANIMAYANI TANIMAYANLARIZ
Biz SEWGİMİZ UĞRUNA ÖLENLERİZ
Biz sınırları ZORLAYANLARIZ
Biz kuralların SINIRLAYMADIKLARIYIZ
BİZ BUYUZZZZ İŞTEEEEE... 
7月31日

ÖĞRENDİM

 

İnsanlara kendimi zorla sevdiremeyeceğimi öğrendim.

Yapabileceğin tek şey sevilebilecek biri olmak.

Gerisi onlara kalmış...

İnsanları ne kadar düşünürsen düşün,

Onların seni o kadar düşünmediklerini öğrendim.

Güven elde edebilmek için yılların gerektiğini,

Ama yok etmek için saniyelerin bile yettiğini öğrendim.

Önemli olanın hayatındaki ,eşyaların değil,

Hayattaki kişilerin olduğunu öğrendim.

Insanin ancak 15 dakika çekici olabildiğini,

Ondan sonra alışıldığı öğrendim.  

 

 

 

Nereye gittiğimin değil, Nasıl gittiğimin önemli olduğunu öğrendim.

Kendimi karsılaştırmak için başkalarının en iyi yaptıklarını değil,

Kendimin en iyi yaptıklarını kıstas almam gerektiğini öğrendim.

İnsanlar için olayların değil, onların daha önemli olduklarını öğrendim.

Her ne kadar ince kesersen kes,

Kestiğinin her zaman iki yüzü olacağını öğrendim.

Sevdiğin kişilere sevgi dolu sözler söylemen gerektiğini,

Belki bunun son defa, son görüsün olabileceğini öğrendim.

Her ne kadar onu çok düşünsende,

Yine de gidebileceğini öğrendim

 

 

Kahramanların, yapılması gerekenleri ne pahasına olursa olsun,

Yapanlar olduğunu öğrendim.

İnsanların seni hep hesapsız sevdiğini,

Ama bunu nasıl göstereceklerini bilemediklerini öğrendim.

Sinirlendiğimde gerçekten buna değse bile asla acımasız olmamam gerektiğini

Öğrendim.

Gerçek dostluğun ve gerçek askın aramızda uzak mesafeler olsa bile

Büyüdüğünü öğrendim.

Birisinin seni istediğin gibi sevmemesi,

Onun seni tüm benliğiyle sevmediği anlamına gelmediğini öğrendim.

Bir arkadasın ne kadar iyi olursa olsun seni üzebileceğini

Ve senin yine de onu affetmen gerektiğini öğrendim.

 

 

Bazen başkaları tarafından affedilmenin yetmediğini

Kendi kendini de affetmen gerektiğini öğrendim.

Kalbin ne kadar kırılmış olursa olsun,

Dünyanın senin acılarından dolayı durmayacağını öğrendim.

Geçmişim ve durumumum olduğum kişiliği etkilediğini,

Ama olmam gerekene karsı sorumlu olduğumu öğrendim.

İki kişinin tartışmasının,

Birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmediğini öğrendim.

Ve tartışmadıkları zaman da sevdikleri anlamına gelmediğini,

Bazen kişiliğini eylemlerinin önüne koyman gerektiğini öğrendim.

İki kişinin tamamen ayni olan bir şeye baktıklarında bile

Farklı şeyler görebildiklerini öğrendim

 

 

 

Hayatlarında her zaman dürüst bir şekilde daha ileriye gitmek isteyen

kişilerin,sonuçları önemsemediklerini öğrendim.

Seni doğru dürüst tanımayan kişilerin,

Hayatini birkaç saat içinde değiştirebileceklerini öğrendim.

Verebileceğin bir şey kalmadığında bile biri ağladığında,

Ona yardım edebilecek gücü bulabileceğini öğrendim

 

 

Yazmanın, konuşmak kadar duygusal gayret gerektirdiğini öğrendim.

En fazla önemsediğim kişilerin, benden hep uzaklaştırıldıklarını öğrendim.

İnsanları üzmeden ve duyarlı olarak kendi fikirlerini söylemenin

Çok zor olduğunu öğrendim.

 SEVMEYİ ÖĞRENDİM

 

 

     


 

 


 

     

   

 

ABİ & KARDEŞ

    Yeni bir web sayfası açıyoruz www.abikardesiz.biz !!!!  Bu sayfada aradığınız hemen hemen herşeye yer vereceğiz, ancak bunun için sayfadaki konu başlıklarını yönetecek moderatörlere ihtiyacımız var. Sizde konu başlığı önerilerinizi ve moderatörlük için başvurularınızı  info@abikardesiz.biz adresine postalayınız. Yardım ve önerilerinizi bekliyoruz.
7月27日

BAZI YAŞAM KURALLARI

1.    Hiçbir kural kural değildir.
2.    Yaşlanmak demek daha az yanlış yapmak demektir.
3.    Olan olmuştur.
4.    Kendini kabullen.
5.    Neye değer neye değmez bilmek lazım.
6.    Yaşamınızı bir değerli amaca adayın.
7.    Düşüncelerinizde esnek olun.
8.    Bir ilgi alanınız (hobiniz) olsun.
9.    Meleklerin tarafında ol, şeytanına uyma.
10.  Sadece ölü balık yüzeyde yüzer.
11.  Sesini yükselten son kişi ol.
12.  Kendi danışmanın ol.
13.  Korku yoksa, hep uyanıksan, tereddüt de olmaz, sürprizler de.
14.  Gözün açık gitme. Yapmayı istiyorum, yapacağım.
15.  Farkı fark et.
16.  Değiştirebileceklerini değiştir.
17.  İyi yaptığın şeyde ikinci iyi olma.
18.  Hayallerinden korkma.
19.  Şimdi ve burada olanı yaşa.
20.  Gelecek duygusundan kurtul.
21.  Yaşamını bir proje gibi yönet.
22.  Bugün çok önemli.
23.  İnanışların sistemli olsun.
24.  Her gün kendine daha fazla alan yarat.
25.  Planlarınız hayal olmasın.
26.  Esprili ol. Espri ile bak.
27.  Yaptıkların etki uyandırsın.
28.  Reklamını yap.
29.  Konfor alanların olsun.
30.  Soru sormaya alış. Sorgulanmamış düşünce açığa çıkmaz.
31.  Onurlu ol. Bütün başarılı insanlar gibi...
32.  Büyük duyguların adamı ol.
33.  Kaderin senin elinde.
34.  Herşeyi anlamak zorunda değilsin.
35.  Doğru mutluluğun nereden geldiğini bil.
36.  Ne ezil ne ez.
37.  Artık büyüdün. Sen kendinsin.
38.  Her durumda iyi davran.
39.  Kuralları olan bir insan ol.
40.  Derinde boğulmazsın.
41.  Kişisel sınırlarını yargılanmaktan korkmadan çiz.
42.  Fiyata değil kaliteye bak.
43.  Endişeli olmamayı öğrendiysen tamamsın.
44.  Genç kalmak için ne gerekiyorsa yap.
45.  Para problem çözmez.
46.  Kendine ait ol. Hayatın iyisi de kötüsü de senin.
47.  Hep bir tarafta olamazsın.
48.  Kendine dışarıdan bak.
49.  Pişmanlık duymayanlar kaybedenlerdir.
50.  İyi bir şey demeyeceksen konuşma.
51.  Farklılıkları kabul et aykırılıkları takdir et.
52.  Eşinize kendisine ait alan bırakın.
53.  Şirin olun.
54.  Yapmak istediklerini yapabiliyor musun?
55.  Özür sevgi ve saygı doğurur. Özür dileyen ilk sen ol kazanırsın.
56.  Ekstra adımların sahibi sen ol.
57.  Görmekten zevk aldığın insanlara bak.
58.  Ne zaman dinleyeceksin ne zaman konuşacaksın bil.
59.  İhtirası paylaşacağın zamanlardan çekinme.
60.  Aşk aşık olmak içindir.
61.  Diyalog kazandırır.
62.  Evliliğinizde birlikteliğinizin mahremiyeti olsun. "Bizi kendi
halimize bırakın".
63.  Ortak amaçları paylaş eşinle...
64.  Eşinize en iyi arkadaşından daha iyi davran.
65.  Tatminkarlık kazandırır.
66.  Eşiniz ile aynı kurallara sahip olmak zorunda değilsin. Kurallarınızda
karşılıklı esnek olun.
67.  Her gün yaşamına dahil edebilecek yeni kuralların olsun.          
(Kaynak: The Rules of Life, Richard Templar, Pearson: Prentice Hall, Great
Britain, 2006)
 
7月26日

Bize Nazar Değdi

Aklim basimda degil ki
Sebebini bilmiyorum
Bize nazar deydi inan
Adim gibi biliyorum

Yine bana haram geceler
Senin icin agliyorum
Yar yine bana haram geceler
Senin icin agliyorum

Yaniyorum, yaniyorum
Ah yaniyorum, yaniyorum
Yar yine bana haram geceler
Senin icin agliyorum
Yar yine bana haram geceler 
Senin icin agliyorum

Hatiralar gozlerimde
Dalip dalip gidiyorum
Acimasiz dertlerimle
Yapayalniz yasiyorum

Yine basim belalarda 
Senin icin agliyorum
Yar yine basim belalarda 
Senin icin agliyorum

Yaniyorum, yaniyorum
Ah yaniyorum, yaniyorum
Yar yine basim belalarda
Senin icin agliyorum
Yar yine bana haram geceler
Senin icin agliyorum

Yaniyorum, yaniyorum
Ah yaniyorum, yaniyorum
Yar yine bana haram geceler
Senin icin agliyorum
Yar yine bana haram geceler 
Senin icin agliyorum

Yaniyorum, yaniyorum
Ah yaniyorum, yaniyorum
Yar yine bana haram geceler
Senin icin agliyorum
 
7月25日

ONLY TIME

 Who can say where the road goes,
Where the day flows?
Only time...

And who can say if your love grows,
As your heart chose?
Only time...

Who can say why your heart sighs,
As your love flies?
Only time...

And who can say why your heart cries,
When your love dies?
Only time...

Who can say when the roads meet,
That love might be,
In your heart.

And who can say when the day sleeps,
If the night keeps all your heart?
Night keeps all your heart...


Who can say if your love grows,
As your heart chose?
Only time...

And who can say where the road goes,
Where the day flows?
Only time...

Who knows?
Only time...

Who knows?
Only time...

11月19日

e-mail adresim ve messenger

  Space im de yayınladığım hotmail adresime çok fazla messenger ekleme talebi geldiği için adresimi sildim. Lütfen sormak istediklerinizi comment kısmında yazın yada ICQ'dan msj atın.
 
ICQ numaram : 81693061
10月27日

Hafta sonu

                   
Ateşli bir köy çocuğu şehrin en büyük marketinde işe başvurur. Dünyanın bu en büyük alışveriş merkezinde herşey ama herşey satılmaktadır.
- Patron sorar: Daha önce hiç satıcılık yaptın mı?
- Evet köyümde bu işi yaptım. Patronun gözü cocuğu tutar:
- İyi, yarın başlıyorsun. Ertesi gün akşam olur ve patron çocuğu karşısına alır;
- Evet, bugün kaç satış yaptın??
- Bir!
- Ne bir mi? Diğerleri 20
-30 satış yaptılar, Nasıl bir? Kaç dolar tuttu peki?
- 320.334 USD doları. Patron şaşırır ve sorar:
- Nasıl becerdin bunu?
- Adama başta küçük boy bir olta, sonra orta boy ve sonra da büyük boy bir olta sattım. Adama nerede balık tutucağını sordum. Kıyıda diyince bir tekneye ihtiyacı olduğunu söyledim. Tekne bölümüne indikve çift motorlu, yelkenli, lüks bir yat sattım. Vosvosuyla bunu çekemeyeceğini söyleyince son model 4x4 bir jeep sattım. Patron kendinden geçer:
- Ne diyorsun, bütün bunları bir küçük olta almaya gelen adama mı sattın?
- Genç çocuk cevap verir: Yoo aslında karısı için bir tane orkid istemişti... Ben de ona şöyle dedim: "Haftasonun mahvolmuş, sen en iyisi balığa git..."

 

Sol Yanım Acıyor Anne

Merhaba Anne,

Yine ben geldim.

Merak etme okuldan çıktım da geldim.

Annelerde babalar gibi merak eder mi bilmiyorum ama

Ali "Okula gitmezsem annem çok kızar, merak eder"

demişti de

Onun için söylüyorum.

Geçen hafta öğretmen,

Sağ elimde sarımsak, sol elimde soğan dedirte dedirte

Öğretti sağımı solumu.

Ben biliyorum artık anne sağım neresi, solum neresi

Ağrıyan yanımın neresi olduğunu

Şimdi iyi biliyorum anne.

Hani geçen geldiğimde

Şuram acıyor işte şuram demiştim de

Bir türlü söyleyememiştim ya acıyan yanımı anne

Bak şimdi söylüyorum

Şuram işte,

Sol yanım çok acıyor anne

Hemde hergün acıyor anne her gün.

Dün sabah annesi Ayşe'nin saçlarını örmüştü.

Elinden tutup okula getirdi

Yakası da danteldi.

Zil çalınca öptü, hadi yavrum sınıfa dedi.

Bende ağladım,

Ağladım hiç de utanmadım.

Öğretmen "ne oldu?" dedi

Düştüm dizim acıyor dedim.

Yalan söyledim anne.

Dizim acımıyordu ama sol yanım çok acıyordu anne.

Bugün bende saçım örülsün istedim.

Babam ördü ama onunki gibi olmadı.

Dantel yaka istedim.

Babam "Ben bilmem ki kızım" dedi.

Bari okula sen götür dedim.

"kızım iş" dedi.

Bende "banane" dedim, ağladım.

"kızım ekmek" dedi babam.

Sustum ama okula giderken yine ağladım anne.

Ha bide sol yanım yine çok acıdı anne.

Herkesin çorapları bembeyaz, benimkiler gri gibi.

Zeynep "annem beyazlara renkli çamaşır katmadan yıkıyormuş" dedi.

Babam hepsini birlikte yıkıyor.

Babam çamaşır yıkamasını bilmiyor mu anne?

Uff babam, her gün domates peynir koyuyor beslenmeme.

Üzülmesin diye söylemiyorum ama

Arkadaşlarım her gün kurabiye, börek, pasta getiriyor.

Biliyorum babam pasta yapmasını bilmez anne.

Hava kararıyor, ben gideyim anne.

Babam bilmiyor kaçıp kaçıp sana geldiğimi.

Duyarsa kızmaz ama çok üzülür biliyorum.

Kim bozuyor toprağını?

Çiçeklerini kim koparıyor?

İzin verme anne ne olur toprağına el sürdürme.

Eve gidince aklıma geliyor bide bunun için ağlıyorum anne.

Bak kavanoz yanımda, toprağından bir avuç daha alayım.

Biliyor musun anne her gelişimde aldığım topraklarını

Şu kavanozda biriktirdim.

Üzerine de resmini yapıştırıp başucuma koydum.

Her sabah onu öpüyor kokluyorum.

Kimseye söyleme ama anne

Bazen de konuşuyorum onunla.

Ne yapayım seni çok özlüyorum anne.

Ha unutmadan,

Öğretmen "yarın anneyi anlatan bir yazı yazacaksınız" dedi.

Ben babama yazdıracağım.

Öğretmen anlarsa çok kızar ama banane kızarsa kızsın.

Ben seni hiç görmedim ki neyi, nasıl anlatacağım anne?

Senin adın geçince sol yanım acıyor anne.

Hiç birşey yutamıyorum.

Bazen de dayanamayıp ağlıyorum.

Kağıda da böyle yazamam ya anne !

Ben gidiyorum anne.

Toprağını öpeyim, sende rüyama gel beni öp.

Mutlaka gel anne,

Sen yanıma gelmeyince, sol yanımın acısıyla uyanıyorum anne.

Sol yanım acıyor anne.

İşte tam şurası ,

Sol yanım çok acıyor anne.

Seni çok özledim,

Anne çoook...
10月13日

An Gelir Atilla İlhan Ölür


an gelir
paldır küldür yıkılır bulutlar
gökyüzünde anlaşılmaz bir heybet
o eski heyecan ölür
an gelir biter muhabbet
çalgılar susar heves kalmaz
şatârâbân ölür
şarabın gazabından kork
çünkü fena kırmızıdır
kan tutar / tutan ölür
sokaklar kuşatılmış
karakollar taranır
yağmurda bir militan ölür
an gelir
ömrünün hırsızıdır
her ölen pişman ölür
hep yanlış anlaşılmıştır
hayalleri yasaklanmış
an gelir şimşek yalar
masmavi dehşetiyle siyaset meydanını
direkler çatırdar yalnızlıktan
sehpada pir sultan ölür
son umut kırılmıştır
kaf dağı'nın ardındaki
ne selam artık ne sabah
kimseler bilmez nerdeler
namlı masal sevdalıları
evvel zaman içinde
kalbur saman ölür
kubbelerde uğuldar bâkî
çeşmelerden akar sinan
an gelir
-lâ ilâhe illallah-
kanunî süleyman ölür
görünmez bir mezarlıktır zaman
şairler dolaşır saf saf
tenhalarında şiir söyleyerek
kim duysa / korkudan ölür
-tahrip gücü yüksek-
saatlı bir bombadır patlar
an gelir
Attila ölür

ATTİLA İLHAN

Hayata Farklı Gözle Gakabilmek

Hayata farkli açidan bakabilmekle ilgili söyle bir
hikâye anlatilir:

Her olaya değişik bir perspektiften bakaraj mutlu bir
hayat sürülebilir mi?
Yoksa bu bir çeşit Polayanacılık mı?

Bizce sürülebilir. İşte size böyle yaşayan
kızılderelinin gerçek hikayesi.

Bir gün New-York'ta bir grup is arkadasi, yemek
molasinda disariya çikar.
Gruptan biri, Kizilderili'dir. Yolda yürürken insan
kalabaligi,siren
sesleri, yoldaki is makinelerinin çikardigi gürültü ve
korna sesleri
arasinda ilerlerken, Kizilderili, kulagina circir
böcegi sesinin geldigini
söyleyerek circir aramaya baslar. Arkadaslari, bu
kadar gürültünün arasinda
bu sesi duyamayacagini, kendisinin öyle zannettigini
söyleyip yollarina
devam eder. Aralarindan bir tanesi inanmasa da,onunla
aramaya devam eder.
Kizilderili, yolun karsi tarafina dogru yürür,
arkadasi da onu takip eder.
Binalarin arasindaki bir tutam yesilligin arasinda
gerçekten bir circir
böcegi bulurlar. Arkadasi, Kizilderili'ye: "Senin
insanüstü güçlerin var.Bu sesi nasil duydun?" diye
sorar.
Kizilderili ise; Bu sesi duymak için insanüstü güçlere
sahip olmaya gerek olmadigini
söyleyerek, arkadasina kendisini takip etmesini
söyler. Kaldirima geçerler ve Kizilderili cebinden
çikardigi bozuk parayi kaldirimda yuvarlar. Birçok
insan, bozuk para sesini
duyunca sesin geldigi tarafa bakarak, onun ceplerinden
düsüp düsmedigini
kontrol eder. Kizilderili, arkadasina dönerek:
"Önemli olan, nelere deger verdigin ve neleri
önemsedigindir. Her seyi ona göre duyar, görür ve
hissedersin." der....